Biyografi

Mustafa Necati kimdir

Ad Soyad: Osman Girgin Doğum Tarihi: 19 Ekim 1987 Nereli: İzmir Meslekler: ,

Mustafa Necati kimdir, Devlet adamı, Bakan, Doktor.

1894 yılında İzmir’de doğdu. İstanbul Hukuk Okulu’nda okudu. İzmir Öğretmen okulunda kısa bir süre öğretmenlik, Özel Şark okulunda müdürlük yaptı (1915-1918). Avukatlık yaptı. İzmir, Yunanlılar tarafından 15 Mayıs 1919’da işgal edilince, Balıkesir Cephesindeki çete savaşlarına katıldı. Anzavur kuvvetlerine karşı, Kuvayı Milliye komutanı olarak savaştı. Yunanlılara karşı girişilen savaşlarda da bulundu. Balıkesir’de, İzmir’e Doğru gazetesinde Milli Kurtuluş Savaşını destekleyen yazılar yazdı. Saruhan Milletvekili oldu (1920). İstiklal Mahkemesi başkanlığı yaptı. Millet Meclisi’nin ikinci dönemine, İzmir Milletvekili olarak girdi. Mübadele ve İmar ve İskan bakanlığına (1923) daha sonra da Adliye bakanlığına getirildi (1924). İki yıl kadar Öğretmenler Birliği başkanlığında bulundu. 1925 yılından, ölünceye kadar da Milli Eğitim Bakanlığı (Maarif Vekilliği) yaptı. Hayatının en önemli ve en etkili görevi budur. 1929’da Ankara’da öldü.

Mustafa Necati, 1928’da eğitimimizi daha için acele alınması gereken tedbirleri düşünmüş ve kanun haline getirmişti. İlk defa temelli olarak ve çok sayıda öğretmen yetiştirmekle zorunlu ilköğrenimi gerçekleştirme yolunu açtı. Onun zamanında kabul edilmiş kanunlarla öğretmenlik, bir meslek haline geldi. 1928’de Türk harflerinin kabul edilmesiyle eğitimimizde görülen gelişme de onun zamanında gerçekleşti.

Sürgünden döndükten sonra öğrenimini tamamladı. Kurtuluş Savaşı başlarında Mustafa Kemal’in yanında yer aldı. Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Kırşehir milletvekili olarak girdi. Türkiye Muallimler Birliği Genel Başkanı da olan Maarif Vekili Mustafa Necati’nin 789 sayılı Maarif Teşkilâtına Dair Kanuna koydurmuş olduğu, “Maarif hizmetinde asıl olan öğretmenliktir.” hükmü eğitimi, içinde bulunduğu karmaşadan kurtarırken öğretmeni, eğitim hizmetlerinde çok önemli bir konuma yükseltmiş, öğretmenlik meslek olarak itibarlı hâle getirilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin tâyin, terfi ve maaş gibi özlük haklan düzenlenmiştir.

Mustafa Necati’nin bakanlığı döneminde eğitim alanında gerçekleştirilen en önemli çalışma, “Harf İnkılâbı”dır. Ülkemizde neredeyse üç çeyrek yüzyıldır tartışılmakta ve üzerinde bazı değişikliklerin yapıldığı “eski yazı”nın tamamıyla değiştirilmesi konusu 1925 yılında ciddî olarak yeniden ele alınmış, Maarif Teşkilâtına Dair Kanunla kurulan “Dil Heyeti”, bir yazı komisyonu gibi çalışmaya başlamış ve 1928 yılı ortasında Lâtin harflerinden oluşturulan “Yeni Türk Alfabesi”nin kabulü yönündeki çalışmalar, Atatürk’ün desteği ile 1928 yılı Ağustosunda uygulamaya konulmuştur.55 1 Kasım 1928 tarihinde çıkarılan ve 3 Kasım 1828 tarihinde Resmî Gazetede yayınlanan kanunla bu büyük değişiklik gerçekleştirilmiştir.

Mustafa Necati’nin bizzat kaleme aldığı, “Millet Mektepleri Teşkilâtı Talimatnamesi”, 11 Kasım 1928 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından onaylanmış ve 24 Kasım 1928 tarih ve 1048 sayılı Resmî Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Mustafa Necati’nin, başında bulunduğu Maarif Vekâleti kurduğu “Millet Mektepleri” bir anda bütün Türkiye’yi bir okul hâline getirmiştir. Bu teşkilâtın kurulmasında ve burada okutulacak ders kitaplarının hazırlanmasında Mustafa Necati’nin büyük emeği vardır. Bu okulların 1 Ocak 1929 günü açılması plânlanmıştı.Okulların ve kitapların bu tarihte hazır olmasını sağlamak için gece gündüz hiç durmadan çalışmıştır. Bu konu o çok heyecanlandırmaktadır. Hatta o yıl öğretmenlere yazdığı mektupta yeni harflerin öğretilmesi konusunu ele almış, “Muallim Arkadaş,” diye başladığı mektubunda:

“Bilhassa bu sene yeni Türk Harflerini tamim gibi şerefli bir vazifen daha vardır. Bütün memleket evlatlarını bir an evvel yeni harflerle okutarak Türkiye’de okuma yazma bilmeyen bir fert bırakmayacak kadar geniş bir azimle çalışmak mecburiyetindesin. Bunun için yeni Türk Harflerini çabuk öğren ve hemen herkese öğretmeye başla… Bu hedefe varmak için kürsü, mektep lazım değildir. Her yerde, her gördüğün, kadın, erkek, fakir, zengin, çiftçi, tüccar, köylü ve şehirli tefrik etmeyerek derhal öğreteceksin. Milletimize yeni bir teali sahası yaratacak olan bu büyük zaferi kısa bir zamanda kazanacağına mutmain olarak vazifelerinde muvaffakiyet diler ve işe mübaşeret haberini intizar eylerim aziz meslektaşım.” Diyerek öğretmenleri gayrete getirmeye çalışmıştır.

Mustafa Necati, yeni harflerin öğretilmesi ve bunu gerçekleştirecek olan Millet Mekteplerine çok önem vermekte ve hatta bu okulların 1 numaralı öğrencisi olarak okulun açılması için çalışırken kaderin garip bir cilvesi olarak, Millet Mekteplerinin açılacağı 1 Ocak 1929 Salı günü öğle vakti Hakkın rahmetine kavuşmuştur.

“Türkiye’de okuma yazma bilmeyen bir fert bırakmayacak kadar geniş bir azimle çalışmak”tan bahseden Mustafa Necati, bunun gerçekleştiğini görmeye “ömrünün yetmeyeceğini sanki de hisseden bir sezişle ve fakat dâvanın gerçekleşeceğine inanan bir insan ruhunun bahtiyarlığı içinde ölümünden altı ay önce Millet Meclisi huzurunda konuşurken sözlerini şöyle bitiriyordu:

“Bir gün, herhangi bir Maarif Vekili mecburî tahsil çağında bulunan çocuklarımızın hepsini okutmakta olduğunu ve her köyde mektep ve muallim bulunduğunu söylemek bahtiyarlığına kavuşursa o zaman Cumhuriyet, ilk tahsilde çizmiş olduğu hedefine varmış olacaktır. Bu bahtiyar halefimi şimdiden ben gözlerimin karşısında onu görüyorum. Onun meserretli ve mesut hâlini müşahede ediyorum.”diyordu.
Daha 35 yaşında, hayatının baharında iken, fakat çok uzun bir ömre bile kolay kolay sığdırılamayacak kadar çok hizmeti gerçekleştirerek hayata veda eden bu icraat adamının genç yaşta ölümü, başta Atatürk olmak üzere hemen herkesi derinden sarsmıştır. 2 Ocak 1929 Çarşamba günü Başbakan İsmet (İnönü) Paşa, mezarı başında:

“Necati’nin, hiçbir kirli benek taşımayan varlığını, birazdan toprağa vereceğiz. Onun hâtıraları artık mefkûreci, milliyetçi, cumhuriyetçilerin hafızasında kutsî duygularla yaşayacaktır. İnsanlara manevî ve mefkûrevî varlık dışındaki şeylerin boşluğunu hatırlatan bu muazzam anda, geleceğe dair düşündüklerimizi bir daha söylemeyi hayat vazifemize sadâkat, mefkure arkadaşımıza hürmet sayarım. (….)
“İnkılâpçıların ölürken kalanlardan ve yeni yetişenlerden bir tek dileği vardır: Cansız bileklerinde sallanan vazife bayrağının kavranıp daha yüksekte dalgalandırılmasıdır.

Milletvekilliğinin sürdüğü yıllarda bir ara da Afyon Askeri Hastanesinin başhekimliğini yaptı. Savaş yaralılarını kurtarmak için çaba gösteren Mustafa Efendi, 1929 yılında Ankara’da öldü.

Güncelleme: 11 Haziran 2019