Biyografi

David Hume kimdir

Ad Soyad: Osman Girgin Doğum Tarihi: 19 Ekim 1987 Nereli: İzmir Meslekler: ,

David Hume kimdir, İngiliz deneyciliğinin (amprizm) en büyük temsilcilerindendir.

David Hume, 7 Mayıs 1711 tarihinde İngiltere‘de İskoçya’nın başkenti Edinburgh‘da doğmuştur. Edinburg Üniversitesi‘nde felsefe okudu.

1734 yılında 23 yaşında Fransa‘ya gitti. Dört yıl kaldığı Fransa’dan dönerken, İnsan Doğası Üstüne Bir İnceleme (A Treatise on Human Nature) adlı eserini 1738 yılında tamamladı.

Çalışmak zorunda olduğundan bir generalin yanında dı. Böylece anakara Avrupası’nda birçok ülkeyi dolaştığı sırada ilk eserindeki düşüncelerini yeniden ele alıp işledi ve 1748 yılında yayınlandı: An Enquiry into Human Understanding (İnsan Zihni Üstüne Bir Araştırma).

İngiltere‘ye döndüğünde rahatça çalışıp, araştırma yayabileceği bir iş buldu; Edinburg Hukuk Fakültesi Kitaplık Memurluğu. Bu kitaplıkta çalıştığı yıllarda History of England (İngiltere Tarihi) 1755 adlı eserini tamamladı. Bu eserin yarattığı etkiyle üne kavuştu.

1763 yılında elçilik katibi olarak Fransa‘ya gitti. Orada Jean Jacques Rousseau ve ansiklopedicilerle kurduğu yakın dostluk düşünsel zenginleşmesine katkıda bulundu. İngiltere‘ye döndükten sonra kısa bir süre. Dışişleri Bakanlığı’nda çalıştı. Buradan ayrılarak Edinburgh’a döndü. Ölene kadar huzurlu ve sessiz bir yaşamı yeğledi.

Felsefesi:

David Hume, amprizmin önemli temsilcilerindendir. David Hume deneyciliği (amprizm) en önemli, dayanaklarından birini George Berkeley felsefesinde bulurken, John Locke‘un görüşlerinden de önemli etkiler alıp, bunlarda da temellenir. Kalkış noktası “Tasavvurların Kaynağı Nedir?” sorusudur. Hume’a göre bilincin iki içeriği vardır; izlenimler (impressiolar) ve ideler (ideas).

Hume’a göre deneyimlediğimiz şeyler hakkında izlenimlerimiz oluşur ve zihnimiz bu izlenimleri düşüncelere dönüştürür. Bu şekilde zihnin içeriği izlenim ve düşüncelerden oluşur. İzlenimler daha canlıdır ve duyu deneyimi sırasında ortaya çıkarlar. Duyu deneyiminden sonra arta kalan şey ise düşüncedir, kavramdır. Bir bakıma düşünceler, kavramlar izlenimlerimizin kopyalarıdır.

Her türlü düşüncenin, idenin tasarımın kökeninin temel malzemesinin kesinlikle deney olduğunu savunarak, İngiliz deneyci geleneğini doruğuna çıkartır. Hume’a göre izlenimler ilkin bellekte ide durumuna girerler. Fakat her izlenim ide olur olmaz donuklaşır ve canlılığını yitirir. İzlenimlerin ideleri birleştirilirken anımsama mekanizması devreye girer. İşte bu bağlamda doğru ve yanlış olan düşünceler ortaya çıkar.

Bilgi insana ilişkindir ve insanda ortaya çıkar. İnsan dış dünyanın varlığını tam olarak bilebilir mi? Doğru bilgi öznesini (obje) tam olarak verebilir mi? Hume’a göre dış dünyanın varlığını tam olarak bilmekten yoksunuz. Çünkü akıl, dış dünyayı kanıtlamak da yetersizdir. Bu nedenle ona yalnızca inanabiliriz. Hume, insanın Rönesans’tan bu yana dayandığı en temel ilke olarak gördüğü nedenselliği şiddetle eleştirir. Ona göre bize, doğada nedenselliği verecek bir izlenim yoktur.

Doğada olaylar birbirleri ardından gelirler ve biz bunu algılarız. Ama olayların ardarda gelmeleriyle olayların dene etki ilişkisi içinde olmaları ayrı şeylerdir. Başka bir deyişle, doğadaki olaylar bize neden etki bağlantısına ilişkin izlenim vermezler. Öyleyse nedensellik algılanamaz.

İngiliz aydınlanmasının kuramsal temel dayanağı ve 18. yüzyıl İngiliz felsefesindeki temel bilgi akımı olan Hume deneyciliği ve felsefesi, Immanuel Kant‘ı “dogmanit uykularından uyandırmış” ve Kant felsefesine olduğu gibi çağdaş Pozitivist felsefeye de önemli katkılarda bulunmuştur.

Ekonomik anlayışı:
Ekonomik doktrinler açısından, merkantilistler ve klasikçiler arasında kalmıştır. Ekonomik analizlerinde insan doğası hakkında geliştirdiği düşüncelerine oldukça yer vermiştir. Hume’un ekonomik düşünceye en büyük katkısı “paranın miktar teorisi” kavramıdır. Hume, bir ülkedeki değerli maden miktarının o ülkedeki kalkınmışlık düzeyini belirleyemeyeceğini asıl ekonomik kalkınmanın maden miktarını belirleyeceğini söylemiştir. Hume ayrıca serbest ticareti savunurken, bunun kaynakların rasyonel dağılmasını sağlayacağını söylemiştir. Hume, ekonomi alanındaki yazılarını “Writing on Economics” (1752-1758) adlı eserde toplamıştır.

David Hume, 25 Ağustos 1776 tarihinde Edinburgh, İngiltere‘de 65 yaşında ölmüştür.

Kitapları :
1739-1740 – A Treatise of Human Nature (İnsanın Doğası Üzerine Bir İnceleme)
1742 – Essays Moral, Political and Literary (Ahlak, Siyaset, Yazın Denemeleri)
1751 – An Enquiry Concerning Human Understanding (İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma)
1752 – Political Discourses (Siyasal Söylevler)
1754-1762 – History of England (İngiltere Tarihi)
1757 – Natural History of Religion (Dinin Doğal Tarihi)

David Hume Sözleri:
Hürriyet, insanın bir hareket tarzını bir diğerine tercih etmesinden ibaret değildir. Hürriyet insanın tercih ettiği şekilde hareket etmesidir.
Tanrı kötülüğü istiyor da gücü mü yetmiyor; öyleyse o güçsüzdür.
Eğer tanrı hem güçlü hem de kötülüğü ortadan kaldırmak niyetinde ise bunca kötülük nasıl oldu da var oldu.
Din hakkında düşünceler doğa da tasarlanarak değil, yaşamdaki olaylar sonucunda ortaya çıkan endişeden, insan aklındaki sürekli ümitten ve korkudan doğdu.
Sana nasıl davranmalarını istersen, sen de başkalarına öyle davran. Fakat ilk iyi davranışı sen yap.
En büyük rakam hangisidir? Bir.
Dindeki hatalar tehlikeli, felsefedeki hatalarsa sadece gülünçtür.
Beyindeki küçük çalkalanmaları düşünce diye nitelendirmek ne tuhaf bir ayrıcalıktır.
Filozof ol ama ortaya koyduğun bütün felsefenin ortasında hala bir insan olarak kalabil.
İnsan akıllı bir yaratıktır; böyle olduğu için de uygun gıdasını bilimden alır; fakat insanın bilgisinin alanı öylesine dardır ki, bilimden aldığı besinlerden ancak çok az bir kısmı için ümitlenilebilir.