Biyografi

Cevat Şakir Kabaağaçlı kimdir

Ad Soyad: Osman Girgin Doğum Tarihi: 19 Ekim 1987 Nereli: İzmir Meslekler: ,

Cevat Şakir Kabaağaçlı kimdir, Yazar, gazeteci, ressam, şair, rehber, araştırmacı

Halikarnas Balıkçısı olarak tanınan Türk Edebiyat tarihinin büyük öykü, deneme ve roman yazarı Cevat Şakir Kabaağaçlı, Bodrum‘la özdeşleşmiş bir yaşam ustasıdır.

Cevat Şakir Kabaağaçlı, 17 Nisan 1890 tarihinde babası yüksek komiser olarak görev yaptığı Yunanistan, Girit‘de doğmuştur. Altı çocuklu ailenin en büyük çocuğudur. Babası Girit ve Atina‘da sefirlik ve valilik yapan Mehmet Şakir Paşa, annesi Giritli Sare İsmet Hanım; amcası II. Abdülhamit devri sadrazamı Cevat Şakir Paşa, dedesi Şurayı Askeri Dairesi Reisi Miralay Mustafa Asım Bey‘dir. Kendisine, iki evliliğinden de çocuğu olmayan ve onu kendi çocuğu gibi seven amcasının ismi verildi. Cevat Şakir’in çocukluğu babasının memuriyeti dolayısıyla beş yaşına kadar Atina Faleron’ da geçti, daha sonra ailece İstanbul Büyükada’ya yerleştiler.

Cevat Şakir, öğrenimine Büyükada Mahalle Mektebi’nde başladı. İngilizcesi ileri olduğu için Robert Koleji‘nin hazırlık sınıfını okumadan birinci sınıfa alındı. Robert Kolejini pekiyi derece ile 1907yılında bitiren Cevat, öğrenimine devam etmek üzere İngiltere‘ye gönderildi. Oxford Üniversitesi Yeni Çağlar Tarihi bölümünde öğrenim gördü. 1913 yılında İtalyan bir hanımla evlenerek İtalya’da kaldı, resim öğrenimi gördü.

Aile, 1914 yılında maddi sıkıntı içine girmiş ve babasının Mehmet Şakir Paşa Afyon’daki Kabaağaçlı çiftliğine yerleşmişti. Babasının çiftlikte bir tartışma anında Cevat Şakir’in silahından çıkan kurşunla vurulması üzerine Cevat Şakir cinayet iddiasıyla yargılandı ve 15 yıl kürek cezasına çarptırıldı. Cezasının yedi yılını çektikten sonra baş gösteren verem hastalığından ötürü tahliye edildi. Cevat Şakir İstanbul‘a dönmüş ve basın mesleğinde çalışmaya başlamıştır.

1925 yılına kadar geçimini haftalık dergilerde tercümeler, yazılar yayınlayarak, resim ve yeni tarz tezhipler yaparak, karikatür çizerek ve renkli dergi kapakları hazırlayarak sağladı. Mehmet Zekeriya Sertel‘in Resimli Ay, Resimli Hafta, Sedat Simavi‘nin İnci dergilerir çizmiştir.

Cevat Şakir Resimli Hafta Dergisi’nin 13 Nisan 1925 tarihli sayısında yayımlanan “Hapishanede İdama Mahkûm Olanlar Bile Bile Asılmaya Nasıl Giderler” başlığı ile yazdığı yazıdan dolayı İstanbul, İstiklal Mahkemesi tarafından yargılandı. ‘Memlekette isyan bulunduğu sırada, askeri isyana teşvik edici yazı yazmak’ tan suçlu bulundu. Mahkeme başkanı Ali Çetinkaya tarafından idama mahkûm edilmek istendiyse de, Kılıç Ali Bey’in önerisiyle üç yıl kalebentlik cezası alarak Bodrum‘a sürgün edilmiştir. Bodrum’a ilk gelişi böyle olur.

Cevat Şakir Bodrum’da yaklaşık 25 yıl kalır. Bodrum’un Karia çağındaki adını kullanarak Halikarnas Balıkçısı takma adıyla yazılar yazmaya başlar. Bodrum’un güzelleşmesi için büyük çabalar harcar. Yurtdışından getirttiği bitki tohumlarını Bodrum’un dört bir yanına eker. Bodrum’da yaşadığı yıllarda sadece bir yazar değil, aynı zamanda bir bahçıvan, öğretmen ve balıkçıdır.

İkinci Dünya Savaşı‘nın sıkıntılı ve zor yılları Cevat Şakir’i Bodrum’dan ayrılmak zorunda bırakmıştır. Yatağan adlı emektar teknesini, evini satar; ceplerine doldurduğu tohumlarını da Bodrum’un dört bir yanına serptikten sonra 1947 yılında İzmir‘e yerleşir.

Cevat Şakir, İzmir‘e yerleştikten sonra yazarlık ve rehberlik yaparak yaşamını sürdürür. Bu yıllarda da sık sık Bodrum’a gelir, elleriyle diktiği ağaçları ziyaret eder, denizci dostları ile konuşur. İzmir’de Gündüz Hikayeleri Dergisi, Tan, Cumhuriyet, Demokrat İzmir, Anadolu adlı dergi ve gazetelerde yazılar yazar.

1926 yılından sonra yazdığı deniz hikâyeleriyle tanındı. Halikarnas Balıkçısı’na Kültür Bakanlığınca 1971 yılında Devlet Kültür Armağanı verilmiştir. Cevat Şakir Bodrum’da yaşadığı dönemde arkadaşları ile ilk “Mavi Yolculuk” fikirini ve uygulamasını gerçekleştirmişlerdir.

Cevat Şakir Kabaağaçlı, ikinci evliliğini dayısının kızı Hamdiye Hanım ile evli yaptı. 1925 yılında boşandı. Sonrada Giritli bir ailenin kızı olan Hatice Hanım ile evlenmiştir. Üç evliliğinden beş çocuğu oldu. Çocukları okul çağına gelince o yıllarda bu kasabada ortaokul bulunmaması sebebiyle 1947 yılında ailesini İzmir’e nakletti.

Hamdiye Hanım’dan olan oğlu Sina Kabaağaçlı 1997 yılında ölmüştür. Hatice Hanım’dan olan üç çocuğundan İsmet Noonan ve Aliye Önce İzmir’de yaşamaktadır. Oğlu Suat Kabaağaçlı ise 2009 yılında ölmüştür.

Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın bir anı eseri ( Mavi Sürgün ), altı romanı ( Aganta Burina Burinata, Uluç Reis, Ötelerin Çocuğu, Turgut Reis, Deniz Gurbetçileri, Bulamaç), beş hikaye kitabı ( Ege’den Denize Bırakılmış Bir Çiçek, Gençlik Denizlerinde, Parmak Damgası, Çiçeklerin Düğünü, Dalgıçlar), onbir deneme eseri vardır (Anadolu Efsaneleri, Anadolu Tanrıları, Bodrum, Anadolu’nun Sesi, Asia Minor, Hey Koca Yurt, Merhaba Anadolu, Düşün Yazıları, Altıncı Kıta Akdeniz, Sonsuzluk Sessiz Büyür, Arşipel).

Türk Edebiyat tarihinin büyük öykü, deneme ve roman yazarı Cevat Şakir Kabaağaçlı Bodrum’la özdeşleşmiş bir yaşam ustasıdır.

Cevat Şakir Kabaağaçlı, 13 Ekim 1973 tarihinde İzmir‘in Hatay semtindeki Merhaba Apartmanı’nda 83 yaşında kemik kanserinden ölmüştür. Vasiyeti üzerine Bodrum‘un Gümbet’teki Türbe tepesine gömüldü. Mezarı Türbe tepesinde Halikarnas Balıkçısı Müzesi adı altında bulunmaktadır.

Cevat Şakir Kabaağaçlı‘nın Bodrum için yazdığı şiiri:

Bodrum’da
Yokuş başına geldiğinde
Bodrum’u göreceksin,
Sanma ki sen
Geldiğin gibi gideceksin
Senden öncekiler de
Böyleydiler
Akıllarını hep Bodrum’da
Bırakıp gittiler…

Eserleri:

Hikaye :
1939 – Ege Kıyılarından
1947 – Merhaba Akdeniz
1952 – Ege’nin Dibi
1954 – Yaşasın Deniz
1957 – Gülen Ada
1972 – Ege’den
1973 – Gençlik Denizlerinde
1986 – Parmak Damgası
1991 – Dalgıçlar
1991 – Çiçeklerin Düğünü
– Ege’den Denize Bırakılmış Bir Çiçek
– Mavi Zamanlar
– Gülen Ada

Roman :
1945 – Aganta Burina Burinata
1956 – Ötelerin Çocukları
1962 – Uluç Reis
1966 – Turgut Reis
1969 – Deniz Gurbetçileri
– Bulamaç

Otobiyografi :
1961 – Mavi Sürgün

Deneme :
1954 – Anadolu Efsaneleri
1955 – Anadolu Tanrıları
1971 – Anadolu’nun Sesi
1972 – Hey Koca Yurt
1980 – Merhaba Anadolu
1981 – Düşün Yazıları
1982 – Altıncı Kıta Akdeniz
1983 – Sonsuzluk Sessiz Büyür
1993 – Arşipel

Çocuk kitabı :
– Yol Ver Deniz
– Denizin Çağrısı
– İmbat Serinliği
– Nasrettin Hoca
– Gündüzünü Kaybeden Kuş
– Deniz Gurbetçileri
– Define Adası
– Tünek Ahmet

İngilizce yazdığı kitaplar :
– An Outline of the History of Turkey (Türkiye Tarihinin Bir Özeti) Turizm ve Tanıtma Bakanlığına vermiş, yayımlanmamış
– The Meditteranean Civilization (Akdeniz Uygarlığı) Dışişleri Bakanlığına vermiş, yayımlanmamış
– Ephesus (turistik kılavuz; Türkiye’de ilk)
– Halicarnassus (turistik kılavuz)
– Asia Minor

Çeviri :
1939 – Hortlak Rikşav – Rudyard Kipling
– Uykulu Kuytu Menkıbesi – Washington Irving

Hakkında yazılanlar :
(Ölümünden sonra yazılmışlardır)
1976 – Mektuplarıyla Halikarnas Balıkçısı (Hazırlayan: Azra Erhat)
1981 – Düşün Yazıları (Hazırlayan: Azra Erhat)

HALİKARNAS BALIKÇISI’NIN VASİYETİ

Şadan Gökovalı, (Manevi oğlu) Halikarnas Balıkçısı‘nın kendisine yaptığı vasiyeti şöyle anlatıyor;

AGANTA BURİNA BURİNATA ÖZETİ :
Halikarnas Balıkçısı – Cevat Şakir Kabaağaçlı: Kardeşi Davut’u denize açıldıkları fırtınalı bir günde kaybeden Süleyman Kaptan, denize karşı derin bir nefret duymakta ve onu kardeşinin ölümünün sebebi olarak görmektedir. Bu yüzden oğlu Mahmut’un denizci olmasını kesinlikle istememektedir.

Süleyman Kaptan oğlunu Kirpi Halil’in dükkanına çırak olarak verir. Mahmut burada herkesle dost olur. Kirpi Halil ona denizcilik terimleri öğretir ve durmadan denizden bahseder. Okulu hiç sevmeyen Mahmut, sınıf arkadaşı Fatma’nın babasıyla balığa çıkar. Denizin tadına alışan Mahmut, okulu bırakır ve babasının uzun bir sefere çıkmasından yararlanarak amcasının teknesine yazılır. Burada çok zor günler yaşar. Bir gün annesinden babasının öldüğüne dair bir mektup alır. Evi geçindirmek zorunda olan Mahmut bir süre farklı gemilerde çalışır. Annesi de ölünce denizin acımasız yüzünden sıkılıp köyüne döner. Çocukluk arkadaşı Fatma’yı bulur. Fatma’nın yüzüne kurşun gelmiş ve suratının bir tarafı tanınmaz haldedir. Mahmut yine de Fatma’yla evlenmek ister. Fatma, onun hayatını mahvetmemek için köyden ayrılır. Mahmut, denizi unutmak şartıyla Zeynel Ağa’nın kızı Ayşe’yle evlenir. Çift, çocukları olmasa da sebze meyve yetiştirerek bir süre mutlu yaşar. Ancak çiftçi olamayacağını anlayan Mahmut, ailesini ve zenginliklerini geride bırakıp bir daha dönmemek üzere denize açılır.