Nedret Güvenç kimdir

Ad Soyad: Nedret Güvenç Doğum Tarihi: 05 Eylül 1931 Nereli: Çeşme,İzmir Meslekler: , , , Ölüm Tarihi: --

Nedret Güvenç kimdir, Nedret Güvenç, 5 Eylül 1931 tarihinde, İzmir Çeşme’de Çiftlik köyünde doğdu. Gerçek adı Mükerrem Bilgütay’dır. İlk okulu bornova’da okudu. Bornova Ortaokulunda okurken müzik ve tiyatroyla tanıştı. 14 yaşında bir öğrenciyken Karel Çapek’in “Yaşadığımız Devir” adlı savaş karşıtı bir oyunda başrol oynadı. İzmir’de öğrenimini tamamladıktan sonra Ankara Devlet Konservatuvarında şan ve piyano tahsili yaptı. O dönemde tiyatro oyuncusu olmaya karar verdi.

17 Şubat 1948 yılında, önce Portakal Kabukları adlı çocuk oyunuyla ve Hanımlar Terzihanesi oyunuyla 17 yaşında İzmir Şehir Tiyatrosu’nda profesyonel olarak sahneye ilk kez İzmir’de çıktı. İzmir Şehir Tiyatroları 1950 yılında kapatılınca ailesiyle birlikte İstanbul’a göç etti. 1950-1951 sezonunda İstanbul Şehir Tiyatroları’na katıldı. 1959-1960 yıllarında üç sezon boyunca Cüneyt Gökçer’in davetiyle Ankara Devlet Tiyatrosu’nda konuk oyuncu olarak sahneye çıktı.

Daha sonra yeniden İstanbul Şehir Tiyatrosu’na döndü. Bugüne kadar 200’den fazla tiyatro oyununda baş rol aldı ve pek çok ödül kazandı.

1974’te oyunculuğunun yanı sıra “En Büyük Kumar” oyununu sahneye koyarak, yönetmenliğe başladı.

Tiyatro çalışmalarının yanı sıra; pek çok film, radyo tiyatrosu, dublaj ve televizyon çalışması yaptı. Güvenç; bu dalda pek çok ödül sahibidir.

1995’te İstanbul Şehir Tiyatroları’ndan emekli olunca, Gencay Gürün’ün kurduğu “Tiyatro İstanbul” tiyatrosu bünyesine katılmıştır.

150’den fazla Tiyatro oyununda oynadı. Bunlardan bazıları: Boş Beşik, Alcectis, Beyaz Güvercin, Cyrano de Bergerac, Rüya Gibi, Taruffe, Therese Raquin, İhtiras Tramvayı, Hile ve Sevgi, Macbeth, Eski Şarkı, Suların Altındaki Yol, Evcilik Oyunu, Kuru Gürültü, Yarış Bitti, Bozuk Düzen, Bir Kış Masalı, Vişne Bahçesi, Genç Osman, Masum Irene, Kanlı Düğün, Kralın Kısrağı, Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe, Hırçın Kız, Günden Geceye, Aşk Mektupları.

Sanatçının, öykü ve hikaye denemeleri bulunmaktadır. 1998 yılında Kültür Bakanlığı’nca verilen Devlet Sanatçısı unvanını almıştır. Türkiye’nin 2009 Dünya Tiyatro Günü bildirisini Güvenç yazmıştır.

9 Mart 2010 günü İzmir Bornova Çamdibi’de “Nedret Güvenç Tiyatro Sahnesi” adında bir tiyatro açıldı.

Dublajcı Hayri Esen ve tiyatrocu Orhon Murat Arıburnu ile evlenip ayrıldı. 45 yılı aşan bir süredir; Yüksek Mimar Okan Bilgütay’la evli olan sanatçının; Müjde isimli bir kızı var.

Sinema filmleri :
1950 – Yüzbaşı Tahsin (Belkıs Hocanım)
1951 – Yavuz Sultan Selim Ve Yeniçeri Hasan
1951 – Sürgün (Suzidil Kalfa)
1951 – Lale Devri (Senaryo: Nazım Hikmet, Yönetmen: Vedat Ar)
1953 – Kanlı Para
1953 – Hıçkırık (Nalân rolü)
1955 – Gün Doğarken
1956 – Kara Çalı
1956 – Beş Hasta Var (Belkıs rolü, yönetmen: Atıf Yılmaz)
1957 – Senin İçin
1957 – Anası Gibi (Süheyla)
1957 – Kin (Senaryo: Atıf Yılmaz, Yönetmen: Nejat Saydam)
1958 – Yavrum İçin (Süheyla)
1958 – Ana Hasreti
1959 – Talihsizler
1963 – Kötü Tohum (Nuran) Altın Portakal
1965 – Veysel Karani

Ödülleri :
Türk Film Dostları Derneği Ödülü: Kanlı Para
Altın Portakal: Kötü Tohum
İlhan İskender Ödülü: Cyrano de Bergerac’daki Roxanne rolü ile
Kültür Bakanlığı Onur Ödülü: Günden Geceye
Avni Dilligil En Başarılı Kadın Oyuncu Ödülü: Günden Geceye ve Aşk Mektuptarı’ndaki rolleriyle iki kez;
Schiller Madalyası: Hile ve Sevgi
Afife Jale En Baş7.

Rol aldığı tiyatro oyunlarınlarından bazıları:
Eski Şarkı (Eser: Reşat Nuri Güntekin, yönetmen: İ. Galip Arcan).
Cyrano de Bergerac (Eser: Edmond Rostand, çeviren: Sabri Esat Siyavuşgil, Yönetmen: Galip Arcan)
Suların Altındaki Yol, 1957-58, (Yazan: Jean Anouilh, Yönetmen: Max Meinecke)
Macbeth, 1962-63 (Eser: Şekspir, Çeviren: Sabahattin Eyuboğlu, yönetmen: Beklan Algan, Başrolü Agah Hün’le paylaşıyorlar)
Evcilik Oyunu, 1963 (Yazan: Adalet Ağaolu, Sahneye koyan: Tunç Yalman)
Yarış Bitti (Foto-finish), 1963-64 (Yazan: Peter Ustinov, çeviri: Gencay Sav (Gürün), sahneye koyan: Abdurrahman Palay)
Kuru Gürültü (Much Ado About Nothing), 1964 (Şekspir, çeviren: Hamit Dereli, Yönetmen: Zihni Küçümen)
Bozuk Düzen, 1964-65 (Yazan ve yöneten: Güner Sümer)
Kireçli Bahçe, 1965-66 (Yazan:Enid Bagnold, Sahneye koyan: Şirin Devrim)
Kendini Bulmak, 1967 (Yazan: Luigi Pirandello, Yöneten: Ergun Köknar)
Sonbahar Fırtınası, 1969 (Yazan: Daphne du Maurier, çeviri: Nihal Yalaza Taluy)
Constans (Eser: Somerset Maugham)
Vişne Bahçesi, 1972 (Yazan: Anton Çehov, çeviri: Melih Vassaf, yönetmen: Hüseyin Kemâl Gürman)
Dikenli Yol, 1972 (Yazan: Janet Allen, yönetmen: Vasfi Rıza Zobu)
Bir Kış Masalı, 1973-74 (Eser: Şekspir, çeviri: Turhan Oflazoğlu, sahneleyen: Haldun Taner)
Genç Osman, 1974 (Eser: Musahipzade Celal, yönetmen: Tunç Yalman)
Gökyüzünde Bir Kıyı, 1974 (Yazan ve yöneten: Oben Güney)
Mavi Yapraklı Ev, 1975 (Eser: John Guare, çeviri: Ülkü Tamer, sahneye koyan: David Schaal)
Kanlı Düğün, 1979 (Eser: F. Garcia Lorca, çeviren: Turhan Oflazoğlu, yönetmen: Haluk Şevket Atasagun)
İlk Göz Ağrısı (Eser: Feraizcizade Mehmet, yönetmen: Vasfi Rıza Zobu)
Kralın Kısrağı, 1982-83 (Eser: Jean Canolle, çeviren: Asude Zeybekoğlu, yönetmen: Nedret Denizhan)
Ya Devlet Başa, Ya Kuzgun Leşe, 1985,86, Hürrem Sultan rolü (Eser: Orhan Asena, yönetmen: Nedret Çetin)
Günden Geceye, 1988 (Eser:Eugene O’Neill, Çeviren: Gencay Gürün, yönetmen: Hakan Altıner)
Hortlaklar, 1989 (Eser: H. Ibsen, yönetmen: Çetin İpekkaya)
Eskimeyen Oyun, 1997 (Eser: Aleksey Arbuzov, çeviri: Gencay Gürün, yönetmen: Engin Gürmen)
Çalıkuşu (Müzikal)
Altın Göl
Seher Vakti
Aşk Mektupları (Melisa rolü)
Yalandan Kim Ölmüş
Hürrem Sultan
Hırçın Kız
Baba Evinde Hayat
Öyle Bir Nevcivan
İvanov (Yönetmen: Hüseyin Kemâl Gürman)

Yönettiği tiyatro oyunları:
En Büyük Kumar
Bernarda Alba’nın Evi – Lorca. İstanbul Şehir Tiyatrosu
Baba – Strindberg, çeviri: Turan Oflazoğlu, müzikler: Bora Ayanoğlu. İstanbul Şehir Tiyatrosu
Erkek Satı
Çil Horoz
Utanmazın Defteri
Kim Korkar Kurttan
Aşkın Yaşı Yok
Seher Vakti
Özel Hayatlar
Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri (Teatral şiir gösterisi. Doğan Hızlan’la birlikte sahneledi, 50 tiyatro oyuncusu yer aldı, gösteride yer alan tek bir Nazım Hikmet rubaisi nedeniyle ilk gösteriden sonra kaldırıldı)

NEDRET GÜVENÇ’ten 27 Mart (2009) Ulusal Bildirisi :

Ben bir tiyatro oyuncusuyum. Bütün dünyam tiyatrodur. Gücümü sahne ışıklarından alırım.

Ben bir sahne işçisiyim, bir ağır işçi. İşim gereği gece-gündüz çalışırım; buradan sizlere en güzel, en doğru, en çağdaş ve gerçekçi bir oyunla ulaşmak için. Bir oyun, bir oyun daha, bir oyun daha…

Böyle mutlu geçen ömrüm, yeter ki siz burada olun ve birlikte kotaralım oyunumuzu.

Birlikte gülelim, birlikte ağlayalım, birlikte coşalım, şaşalım, sevinelim ve birlikte düşünelim. Oyunun sonunda tiyatronun o vazgeçilmez gizemi içinden, alkışlarınızla, birlikte uyanalım.

Güzel bir oyun sonrasının tatlı yorgunluğu içinde zevkle göz göze gelelim.

Bu gece oyunumuzu her zaman olduğu gibi gene sizin şerefinize oynuyoruz ve 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nü birlikte kutluyoruz. Bize katıldığınız için sonsuz teşekkürler.

Şimdi biraz dertleşelim: Son yıllarda Türk Tiyatrosu adına olumlu-olumsuz pek çok konuşmalar yapılıyor.

Kimileri seyircinin giderek düzeysiz komedilere şartlandırıldığını, helehele özel tiyatroların, gişe kaygısı nedeniyle, ucuz prodüksiyonlarla yetinmek zorunda kaldıklarını,
bunun da sanatsal bir erozyon olduğunu savunuyor. Kısmen doğru olabilir ama tüm yokluklara karşın sanat heyecanı ile hala perde açabilen özel tiyatro yapımcılarımızın ve sanatçılarımızın verdikleri mücadele göz ardı edilemez.

Bazılarıysa, “Güldürü, güldürü, güldürü!” diyor. “Seyirci artık gülmek istiyor, düşünmek istemiyor” diyerek seyircilerimizi küçümsüyor.

Gene bazıları da, “Maaşlı memurdan sanatçı olmaz” diye ödenekli tiyatrolarımızı hedef alıyor.

Oysa onların “ana tiyatro” niteliğini ve Türk Tiyatrosu’nun kurucusu olduğunu unutuyor.

Oradan yetişen birbirinden değerli büyük sanatçıların varlığını görmüyor.

Bazı güzel insanlar da başlangıçtan bu yana Türk tiyatro sanatçılarının içinde çok büyük yetenekler olduğunu savunuyor ki aynı kanıdayım.

En ilginç olanı da, bazı çok bilirler, “Artık hiç kimse tiyatro yazmıyor, tiyatro yazarlarımıza ne oldu?” diye bir yanılgıdan yola çıkıyor. Bu çok önemli; çünkü yazarsız tiyatro olmaz.

Bence bunu birlikte çözecegiz, ama önce yazarlarımızı dinleyerek. Çünkü çok değerli ve büyük tiyatro yazarlarımız var.

Bu arada bazı tiyatro severlerimiz, “Ah nerede o eski tiyatrolar! O eski oyunlar, o eski tiyatro sanatçıları!” diye yerinip yerinip duruyor. Oysa çevreye dikkatle baksalar gençleri görecekler. Bir değişimin, bir gelişimin yaşandığını fark edecekler. Genç tiyatrocular iş başında!.. Hepsi de yetenekli, yürekli ve cesur.

Bir araya gelip kendi özgün tiyatrolarını kuruyorlar. Yazıyorlar, oynuyorlar ve devamlı perde açıyorlar.

Ben onlara “safkan tiyatrocular” diyorum. Ve gene diyorum ki, günümüzün sanal ortamlarına karşın, Türk Tiyatrosu tüm gerçekliğiyle dimdik ayakta. Yeni ve çağdaş bir Türk Tiyatrosu hızla kendini bütünlerken, taptaze ve kararlı bir “jön Türk” tiyatronun müjdesini veriyor.

Çoğu tabuları yıkan bu özgür soluklu tiyatronun temelinde insanoğlunun gerçekleri var. Ama her şeyden öte, ülkemizin ve ülkemiz insanının iç güzelliği, kadirbilirliği, kaderciliği ama en umutsuz anlarda bile, o şaşmaz iradesi, kararlılığı ve sağlamlığı var.

“Sanatçı alnında ışığı hisseden insandır,” diyor Büyük Önder… Bizler o ışığı sizlerden alıyoruz.

Ve dünya durdukça, kim ne derse desin, her söze verilecek en doğru cevap buradan olacaktır, tiyatro sahnelerinden. Çünkü sizler buradasınız.

O halde çalsın son ziller! Açılsın perdeler!

İlgili Makaleler

Nedret Güvenç hakkında ziyaretçi yorumları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu